Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2020

Antalya’da Ödüller: CESARETİN PEŞİNE TAKILDIK

57. Altın Portakal Film Festivali, salgın koşullarında ,  tüm tedbirler, sağlık önlemleri   alınarak yapıldı.  Yapılabilmesi , kesintiye uğramaması bile bence   başlı başına bir başarıydı…  O nedenle önce Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne,  katkıda bulunan Kültür Bakanklığı’na,  Festival İdare Direktörü  Cansel Tuncer’e, Festival Yöneticisi Ahmet Boyacıoğlu’na  ve emeği geçen, katkıda bulunan herkese teşekkürler…  Evet çok güç koşullarda gerçekleşti ama; söz konusu sinema sanatı ve de yarışma olunca, değişen bir şey yoktu.  Heyecan ayni heyecan… Yarışma heyecanı, son ana dek doruktaydı. Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi… 

Bu yıl ulusal yarışma jürisinin beş üyesinden biri olduğum için sadece bu bölümdeki filmleri izleyebildim. Ben kendi açımdan kimi noktaları paylaşmak istiyorum. Bu yıl  Ulusal Yarışmaya, ancak ülkede  ilk  kez gösterime giren filmler katılabiliyordu. Bu önemliydi… Yani artık  Türkiye’deki tüm festivallere katılan ayni filmler dönüp dolaşmayacaktı…

Farklılıklar Zenginliğimizdi

Bu yılın jürisinde farklı kuşaklardan, farklı mesleklerden , farklı birikim ve deneyimlerden gelen beş kişiydik. Bu farklılıklarımız zenginliğimizdi. Tıpkı  yaşamdaki gibi, izlediğimiz filmlerdeki gibi… Ancak ortak bir yanımız vardı. Bu jüride yer almak  bizi gururlandırmış ve mutlu etmişti.  Gülse Birsel, Taner Birsel, Kıvanç Sezer , Ercan Kesal ve ben , daha ilk buluşmamızda önce bir yol yordam saptamasına giriştik. Nitekim Başkan Ercan  Kesal Ödül töreninde bu saptamayı şöyle dile getirdi:     

“Jüriler özneldir. Birbirlerini belki de ilk kez gören beş insanın seçimleri de kendi  beğenileri ekseninde olur. Ancak bizim jüri hazırlıklıydı. Ortak bir anlayış geliştirdik Ödüller boyunca çok sık duyacağınız bir sözcük: Cesaret… Biz cesaretten yana tavır almak istedik…İşaret ettiğimiz filmlerin, ödül alan herkesin, sonraki işini merak ettirecek işler olmasını istedik . Pek zorlanmadık. Hatta hiç zorlanmadık. İtirazı olan varsa, onu dinledik. Birbirimizi ikna ettik… Tüm kararlarımızı oybirliği ile aldık…”

Aynen böyle… Seçimlerimizi, derdini anlatırken cesur olanlardan, risk alanlardan,  kalıpları kıranlardan , umuda, değişime, ileriye  açık olanlardan yana yaptık.

 Sakın, ödüllerin çoğunun kadınlara gitmesine bakıp,  yoksa kadınlardan yana olumlu ayırımcılık mı yaptınız gibi bir soru gelmesin aklınıza. Bunun bana soranlar olduğu için altını çizerek söylüyorum:  Hayır kadınlardan ya da, erkeklerden yana ayırımcılık yapmadık. Sinemamızın gitmesini istediğimiz yön açısından, yarınlardan yana ayırımcılık yaptık.

Eh, kadınlarımız   daha cesaretliyse , elden ne gelebilir ki!!!

KİMİ GEREKÇELER

İşte kimi ödüller ve gerekçeleri:

EN iyi Film:  “Hayaletler”: Gerekçesi: Zamanın ruhunu soğukkanlılıkla kavramış ve içinde yaşadığımız karanlığı cesaretle anlatan, alışılagelmiş kalıpları kıran, bizi şaşırtan ve sarsan, sinemamız için benzer çalışmalara ilham olacak güçte bir film olduğu için…  

“Hayaletler” filminin yönetmeni  Azra Deniz Okyay  ayni zamanda  En iyi  Yönetmen Ödülünün de sahibi oldu. Çünkü: Risk alan, dinamik  ve cesur anlatım biçimiyle bizi değiştiren, dönüştüren ve anlattığı dünyaya inandıran ve bunu kollektif bir ruhla yaptığını hissettiğimiz bir üslup kurmuştu.  Bu film ayrıca en iyi kurgu, en iyi yardımcı kadın ve erkek oyuncu ödüllerini de alacaktı.

Jürü Özel Ödülü ‘nü alan Fikret Reyhan’ın  “ÇATLAK” filminin  gerekçesi: Türkiye toplumunu bir odaya sığdırabilme ve dar alanda  kamerasıyla insana dair duygusal ve akılcı ilişki ağını bir mikro - kozmos ölçeğinde  vurgulama ustalığı…

 Bu filmle muhteşem bir ekip oyunculuğu vardı. Öyle ki kadın oyuncuları birbirinden ayıramadık bir türlü. Ve sonunda şöyle dedik:  “ Filmdeki yalın ama etkili oyunculuklarıyla birbirinden ayıramadığımız ve yönetmenin kurduğu dünyayı hem tek tek hem de bir arada başarılı bir şekilde taşıyan ÇATLAK filminin tüm kadın oyuncularına bu ödülü ansembl olarak vermeye karar verdik. TUĞÇE YOLCU, SÜREYYA KİLİMCİ, ELİF ÜRSE, GÜLÇİN KÜLTÜR ŞAHİN, CANAN ATALAY …

BEHLÜL DAL EN İYİ İLK FİLM  ödülü Ferit Karol’un  Kumbara filmine gitti.  Gerekçe: “Toplumsal ve ekonomik koşulların zorladığı aile içi ilişkileri ve bunun yarattığı erozyonu iki baş karakteri üzerinden ironik bir dille ele alınmasıydı”… İroni yoksunu ve yoksulu   ülkemde, ironiye gerek var. 

CAHİDE SONKU ÖDÜLÜ –  Nesimi Yetik’in “Dirlik Düzenlik”  filminde  anne ve iki kız kardeşi canlandıran  DUDU YETİK, ASİYE DİNÇSOY, BETÜL ESENER ‘e  gitmesi öylesine doğaldı ki, hani sanki  bu yeni ödülü (Geçen yıl kondu, bu yıl ikincisi verildi) onları düşünerek yaratılmıştı.  Gerekçesi: “Erkek egemen bi toplumda kaderlerini birbirine bağlamış üç kadının var olma çabaları ve çatışmalarını sadece oyunculuk performanslarıyla değil aynı zamanda film yapım süreçlerinin her aşamasında cesaretle yer almaları…”

Tunç Şahin’in “İNSANLAR  İKİYE AYRILIR” filmi  bir çok niteliği olan, büyük keyifle izlenen, zeki ve  hınzır bir kapitalizm eleştirisiydi.   En iyi Senaryo Ödülü filmin senaristi TUNÇ ŞAHİN’E gitti. Gerekçesi: “Sürprizli hikayesini ustaca bir matematikle ve zekice anlatarak içinde yaşadığımız ve gittikçe sertleşen ekonomik sisteme güçlü bir eleştiri getirmeyi başarması…” Bu filmdeki rolüyle  Nezaket Erden  ayrıca en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü de alacaktı.

Ödüllerden bolca nasibini alan bir başka film ise Erdem Tepegöz’ün  “Gölgeler İçinde” adlı  distopik filmiydi.  Ulusal yarışmada En İyi Görüntü Yönetmeni ( Hayk Kirakosyan) Ödülü;  En İyi Sanat Yönetmeni (Armen Ghazaryan) ve  En İyi Müzik (Greg Dombrowski) ödüllerini  kazandı. Bu film ayrıca  SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) En İyi Film Ödülünü aldı  ve :Erdem Tepegöze de  ayrıca  FİLM-YÖN (Film Yönetmenleri Derneği) En İyi Yönetmen Ödülünü getirdi…

13 Ekim  2020

 

 

 

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri