Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2019

İçimizdeki Çocuk!

Hikayeler , Oyunlar , Şaşırtmacalarla Dolu Bir Sergi:

Hepimiz oradan geldik... Çocukluk ülkesinden ... Koşullar farklıydı, coğrafyamız, tarihimiz, çevremiz, düşüncelerimiz, duyarlığımız, özlemlerimiz, düşlerimiz farklıydı. Ama başlangıçta geldiğimiz yer orası: Hayal dünyamızın sınır tanımadığı çocukluğumuz...    Sonra her birimiz farklı yollara saptık, saptırıldık... Kimimiz daha çabuk, kimimiz daha yavaş unuttuk o ülkeyi. Katil olduk,  bankacı ya da sayman olduk, sihirbaz, amele, politikacı olduk, bilge ya da serseri olduk... Sonra... Sonra...

Muhteşem bir seçki

Sonra büyüdükçe   özgürlüğümüz kısıtlandı.  Karşılaştığımız gerçekler düş gücümüzü sınırladı.  İçgüdülerimiz baskı altına alındı.
"Oysa 'kalemlerimi bana geri ver' diyen  çocuğun içimizdeki sesine kulak verebilsek...  Bu sergiyle belki de o sese kulak verebiliriz" diyor Ömer Koç... Ve işte o zaman  belki de çocukluğumuzdaki gibi  "olanaksız" sözcüğünün anlam taşımadığına yeniden inanabilir; olmazı olur kılabiliriz...

Bunları bana söyleten: Abdülmecid Efendi Köşkü'nde , 16. İstanbul Bienali kapsamındaki “İçimdeki Çocuk”  sergisi. Ömer Koç koleksiyonundan  seçkilerle oluşturulmuş.  Proje koordinatörü,sanat danışmanı Karoly Aliotti. (Serginin küratörü bence de Ömer Koç!)  Eylülde açılmıştı. Ben yeni gördüm. Büyülendim. 10 Kasımda sona ermeden siz de görün istiyorum.
Hikayeler, oyunlar ve şaşırtmacalar daha  o büyülü bahçeden başlıyor:   İşte" Bulutları ölçen adam" (Jan Fabre); Pluto ve toprağı eşeleyen köpekler  (Erlichman) .  Güzelim bir mantar perisi . Hala spora devam eden iskelet.  Kapıları zorlayan zürafa...Seyhun Topuz'un  ortak belleği ya da yap boz oyunu... Dev kaktüsler. Dev enginarlar...

İçeri girdim.  Kağıttan  kayıkları sularda yüzdürüyorum (Mehmet Ali Uysal) . Kağıttan uçak balkona inmiş (Fabio Viale)  Sakın pilotu St. Exupéry olmasın? Evet o!   İşte  duvarda  Küçük Prens'in  orijinal çizimleri...  Bu şahane  mekana Hale Tanger'in  kuş gibi hafif paraşütüyle inmiş...
Sınır tanımayan özgürlük

Küçük Prens'in sesini duyuyorum: "Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir."
Küçük Prens ve  yıldızlar bahane;  Andy Warhol'un  "Gergedan"ları; Erinç Seymen'le Murat Balcı'nın "Bay Çaresiz'i ; Murat Gök'ün "Sınırdaki Hamak"ta meydan okuyuşu;  Damla Yalçın'ın  işlemeleri;   Yaşam Şaşmazer'in "Kabuk"taki gömülü tutsaklığı ; Ahmet Doğu İpek  ve Hakan Demirel'in yerin zeminini zorlayan  düşsel canavarı  ya da doğanın gücü  şahane! 
Türkiye’den ve dünyadan 60 kadar sanatçının 100’den fazla eseri yer alıyor sergide. Keşke her birini tek tek anlatabilsem.  Sayısız okumalara,  farklı çağrışımlara açık  çok katmanlı bir sergi bu.  Her izleyici  katmanları farklı deşecektir.  Ama tüm katmanlar, sınır tanımayan özgürlüğe   yol açıyor...

İstanbul'a Selam Bienale Devam

İstanbul muhteşem! İstanbul şahane! Şu sıralar İstanbul sanatla içiçe yoğrulmuş durumda... Bienal dolu dizgin devam ediyor hala. 10 Kasıma dek görülecek çok şey var.
"İçimdeki Çocuk" sergisinin bir güzelliği de , kentteki öteki sergilere göz kırpması... Abdülmecid Efendi Köşkü'nde bir duvarda dev Avni Lifij tablosunu görüyorum... Ve derhal aklım, yüreğim Boğaz'ın karşı yakasında Sabancı Müzesi'ndeki "Avni Lİfij: Çağının Yenisi" sergisine yöneliyor.  Sanatçıya ait bu kadar çok malzemenin, birikimin, belgenin, eserin  bir araya getirilmesi bir mucize, büyük başarı.
"İçimdeki Çocuk" Sergisinde gördüğüm seramik kuşlar beni anında Beyoğlu'nda  Meşher'deki "Kalıpları Aşınca" sergisine yönlendiriyor.  Orada da çağdaş Avrupa sanatçılarının seramikleri aracılığıyla, mitler, efsaneler masallar arasında dolaşıyorum.  Önemi: Seramik sanatının  sınırsızlığını ortaya koyması.  

Sergiden sergiye İstanbul'da muhteşem bir ağ örülmüş. Yolunuzu kaybetmemek için (ya da kaybolmanın tadını çıkarmak için)  İKSV ile Yapı Kredi'nin ortak yayını "Yedinci Kıta" başlıklı bienal rehberinden ve saha raporundan yararlanmanızı öneririm.  
Bir de ne yapıp yapın, içinizdeki çocuğu unutmayın, onun sesine kulak verin!  "Bir gün onu unutursam, gözleri sayılardan başka bir şey görmeyen büyüklerden ne farkım kalır?" diye anımsatın kendinize...

NOT - Sevgili Okurlar. Yarın 28 ekim Bursa Podyum Sanat Mahal'de saat 20:30'da    Leyla Gencer belgeselimiz gösterilecek.  Gecenin geliri  Uludağ Üniversitesi  Tıp fakültesi öğrencilerine burs sağlayacak. Yolu düşenleri bekleriz.  

27 Ekim 2019

 

 

 

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri