Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2019

MİNE SİRMEN'E VEDA...

Sevgili Mine ,
Bu dünyadaki yolculuğun sona erdiğinden beri  seni konuşuyor, seni düşünüyor, seni özlüyoruz... Benim özel  anılar labirentime,  sen, 12 Eylül faşist darbeden de önce girmiştin.
Cumhuriyet Gazetesi'nin ünlü yazarı Ali Sirmen'in eşi olduğunu  öğrenmemden önceydi... 70'lerdi.  Şimdilerde kaybettirilen Milliyet'teydim o zamanlar.  Seni  önce kaçırılmaması, mutlak izlenmesi gereken  sergilerde, tiyatrolarda, konserlerde  gördüm...  Ayni "dili"  konuşan insanların  bakışları, gülümsemeleri  mutlak karşılaşır;  yolları mutlak kesişir... Bizimki de öyle oldu.  (Bu etkinliklerin bir çoğunda en yakın arkadaşım, annem, eşlik ediyorsa bana ; ona gösterdiğin ilgi, özen, sevgi ve saygı beni özellikle etkilerdi. Neyse ki bunu sana ta o zamanlar söylemiş ve teşekkür etmiştim.)
Gençtin güzeldin akıllıydın. Gözlerinden ışık, yüzünden gülümseme  eksik olmazdı. Bütün o etkinliklerde, meraklıydın, ilgiliydin. Yorumlayıcı ve değerlendiriciydin. Avukat olduğunu, koca koca şirketleri avukatlığını üstlendiğini, Ali Sirmen'in eşi olduğunu  sonradan öğrendim.  Çoktan senli benli olmuştuk. 
12 Eylül sonrasında, üzerimizden silindir gibi geçen o baskı ve  zulüm günlerinde  sevgilin, eşin, oğlun Devrim'in babası  Ali de  birçok arkadaşımız gibi  içerideydi.  Ah o Barış Derneği duruşmaları...  Her duruşmada sana  ve hapisteki arkadaşlarımın  tüm eşlerine saygım sevgim biraz daha çoğalırdı.
Hep söylerim: İçeride yatanın, dışarıdaki eşi bir Don Kişot'tur! Dışarıdaki eşin işi, içerideki kadar, belki de daha da zor, daha da acımasız, daha da meşakkatlidir! İçeride kahramanlık, dışarıda fedakarlık  büyür, büyür, büyür... Ha bire zirveye taşınacak bir kayaya dönüşür...  Zirveye taşındığı an aşağılara düşecek olan dev bir kaya...
Sen içeridekinin sadece eşi değildin ayni zamanda avukatlığını üstlenmiştin.  Ve bütün o süreçteki direncini , ama en çok en çok dik duruşunu unutamam. Üstelik bütün o zorluklara, neşeni,  mizah duygunu,  şen şakrak öykülerini,  o tiz kahkahalarını  katarak  meydan okurdun!  Belki bilerek, belki bilmeyerek    o duruşmalarda herkese örnek olurdun!  
(Şimdi şu satırları yazarken  Sevgili Reha ve Ahmet İsvan'ı, Mahmut Dikerdem'i Hüseyin Baş'ı, Ali Taygun'u, Gülçin Çaylıgil'i düşünmeden edemiyorum ve  bu akşam onlara da kadeh kaldıracağımı biliyorum.)   
YA BUGÜN?   
Sevgili Mine ; hiç birimizin aklına gelir miydi o günleri arayacağımız?
O duruşmaların  en azından kendi içinde bir  mantığı olduğunu bilirdik. Askeri mantık;  sıkıyönetim mantığı,  faşizmin  mantığı... Ama yine de  kuralları olan bir mantık...
Canım Mine,
Seni Bebek Cami'nden uğurlarken, hepimizin  sinirleri  tahammül sınırını çoktan aşmıştı. Senin için döktüğümüz gözyaşlarına , ülke için döktüğümüz gözyaşları karışıyordu. 
Sen olsan kızardın! Kendinize gelin direnin, dik durun derdin!  Tıpkı Gezi direnişinde olduğu gibi herkesi,  o  dinmek bilmeyen dinamizminle  coştururdun. Ah o Gezi olaylarındaki  karşılaşmalarımızı nasıl unuturum ki!  Taksim'in orta yerinde  halay çekişimizi, avukatlar protestosunu, şiirler okuyuşumuzu... Sonra "Kadın Bilinçlenmesi" toplantılarımızı...  
Cami'ye gelmeden önce  yaşadık Kayyum olayını. Seçime girmelerinde hiç bir sakınca görülmeyen Belediye Başkanları, seçimi  kaybetselerdi, sorun yoktu! Seçimi kazandıkları için görevden alındılar! Yerlerine kayyum atandı.29 ilde 418 kişi gözaltına alındı.
Cami'ye gelmeden önce öğrendik   Evrensel gazetesi yazarı   , eleştirmen Ayşegül Tözeren'in  gece sabaha karşı   ev baskınıyla gözaltına alınıp   avukatlarıyla dahi görüştürülmediğini...
Böylelikle günlerdir yanan İzmir dağlarına, Karabağlar, Seferihisar, Menderes ilçelerindeki  yangınlara, yüreğimizdeki yangınlar da eklendi...  Ama sevgili Mine,  işte şuraya  yazıyorum:
Sevgili, güzel arkadaşım sana söz veriyorum: Rahat uyu, İzmir'in dağlarında da, Türkiye'nin her köşesindeki dağlarında da çiçekler yine açacak! 

22 Ağustos 2019

 

 

 

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri