Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2019

Evinizin ortasındaki kocaman kaya...

Apartman dairesi,  villa, gecekondu, gökdelen, baraka, site... Hiç farketmez.
Siz hiç evinizin ortasına yerleştirilmiş dev bir kaya parçasıyla yaşadınız mı?
Mutfağa gidip gelirken, çocuklarınızla  oynarken ya da ders çalışırken,  yatak odasına geçerken, konuk ağarlarken, sofraya otururken, televizyon izlerken, hep ama hep  evin orta yerindeki  o  devasa kaya parçasının  etrafından dolaştınız mı?
Hafta başında gazetemizde Hilal Köse'nin  Ünzile Aksakoğluyla yaptığı röportajı okuduğumdan beri bu imge  gözümün önünden ve yüreğimden gitmiyor. 
"Koca bir kaya evimizin  ortasında duruyor. Her anlamda. Her gün o kayanın  yanından dolaşıp yaşamaya devam ediyoruz" diyordu, biri 3, biri 7 yaşındaki iki kızıyla yaşamaya çalışan Ünzile. 
Siz isterseniz kocaman kaya yerine "kocaman kara delik" de diyebilirsiniz.
Ünzile , 3 aydır  Silivri Cezaevinde tecritte tutulan Yiğit Aksakoğlu'nun karısı. 477 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala'nın   "Gezi soruşturmasına"  o da dahil edildi. "Suçu" , sivil toplum kuruluşu  yönetimi yüksek lisansı olması ve profesyonel olarak bu alanda çalışması...

TOPLUM  PSİKOLOJİSİYLE  OYNAMAYIN

Son on yıldır bu ülkede  sadece bir üç beş , bin,  on bin değil; milyonlarca ailenin yaşadığı evin  tam orta yerinde  kocaman  bir kaya parçası var!  
Toplumun yarısı evlerinin ortasındaki o koca kaya parçasıyla yaşamaya çalışıyor.  Toplumun diğer yarısı, o kayayı görmüyor duymuyor, görmek duymak bile istemiyor....  
Siz söyleyin bu toplumun psikolojisi daha nasıl berbat edilebilir ki!
Önceki gün "Cumhuriyet davası"   bir kez daha bu ülkede adaletin  nasıl siyasallaştığını ortaya koydu. Ayni zamanda gazeteciliğin artık bittiğini de!
Bizler, açık söyleyeyim, sadece "uzatmaları" oynuyoruz.
Şimdi   Güray, Hakan, Musa, Önder, Bülent, M.Kemal ve Emre'nin evlerinin ortasına yeniden o koca kaya yerleşecek...
Önceki gün Emre  Iper'le kucaklaşırken olsun, içlerinden kimileriyle telefonla konuşurken olsun hiç birinin  karara şaşırmadığını görüyorum. 
Hala şaşıran, hala  " adalet, hak hukuk" teranesine birazcık güvenmeye  gayret eden tek aptal benim galiba...
Son on yıldır  duruşma salonlarında arkadaşlarımın, meslektaşlarımın    davalarını izliyorum.  Mustafa Balbay , Erdem Gül , Musa, Güray, Murat, Kadri, Turhan, Ahmet  ya da Yazgülü...  İsimler değişiyor, savcıların, yargıçların tavrı değişmiyor.   En çok, en çok havalara bakıyorlar.  Havadan gelecek fısıltıyı bekliyorlar.  Önceki suçlayıcılar, sonradan yurt dışına kaçmış olsalar bile, yerlerine gelen  sürdürüyor   havaya bakmayı...  
Savcıların  gazeteci;  gazetecilerin savcı rolünü üstlendiği şu dönemde beni en çok utandıran , evlerin içindeki o devasa kayayı hiç ama hiç görmeyenler, duymayanlar, söylemeyenler!  Sanki yokmuş gibi yapanlar!

DİLEK DÜNDAR'IN SESİNİ DUYDUNUZ MU ?

Bir haftadır çok etkili bir video dolaşıyor sosyal medyada.   Dilek Dündar (Can Dündar'ın eşi) sakin sakin anlatıyor.
Kim olduğunu; hakkında hiçbir suçlama, soruşturma ve yargılama olmamasına karşın 2016 yılında havaalanında polisin "yurtdışına çıkmasının ülke güvenliği açısından sakıncalı' olduğunu söylediğini; o günden beri 2,5 yıldır  rehin tutulduğunu anlatıyor. 
"Benim yurtdışına çıkmam neden ülke güvenliğini tehdit edecekti ki?" diye soruyor.
“Madem öyle bir tehdit vardı, eşime kurşun sıkan tetikçi neden ceza almadan salıverilmiş ve pasaportu iade edilmişti. Hukuksuz, keyfi, siyasi bir kararla, 2.5 yıldır yurtdışına çıkmam, oğlumla, eşimle buluşmam engelleniyor. Tam anlamıyla eşime karşı rehin tutuluyorum. Oğlumun, tüm ömrümce hayalini kurduğum mezuniyet törenine gidememem, sıkıntılı ya da sevinçli günlerinde yanında olamamam, 2.5 yıldır hiçbir suçlamaya muhatap olmadan, bu hukuksuzluğa maruz kalmam, hiçbir mahkemeden sonuç alamamam yeterince somut bir örnek midir? Yaşanan insan hakkı ihlalini göstermeye yeter mi?”
İşsiz kaldıkları için yazlığını satıp İstanbul’daki evinin kredi borcunu ödemek istediğini fakat buna da yasak konulduğunu söylüyor. “Ülkemden çıkamıyorum ama yalnız yaşadığım evimden çıkmak zorunda kalacağım” diyor...
Eyyyy! Duyan yok mu!!!
Polis tacizine uğrayan genç ve yürekli kadın için emniyet müdürünün  özür niyetine  "Ama onun babası FETÖCÜ" deme rezilliğinden ne farkı var ki bunun!

21 Şubat 2019

 

 

 

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri