Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2019

Siz hâlâ adalete güveniyor musunuz?

Güray Öz’le konuşuyorum, Musa Kart’la konuşuyorum, Hakan Kara’yla konuşuyorum... Arkadaşlarım onlar benim.

Seviniyorum, dışarı çıktılar diye! Seviniyorum ve utanıyorum. Sevindiğim için utanıyorum.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararı sonrasında Cumhuriyet’in eski çalışanları Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Önder Çelik tahliye edildi.

İçeride olmamaları gerektiği halde, çıktılar diye sevindiğim için utancın yanı sıra öfke duyuyorum. Bizi nelere sevindirir oldular diye öfke doluyor içim.

Yurtdışından çeşitli kurumların temsilcileri, yabancı gazeteciler, arkadaşlarım telefon ediyor: Müjde, sizinkiler çıkmış!

Sevinç nidaları içinde utancım büyüdükçe büyüyor!

Ne biçim ülke burası! Bu ne rezil adalet hak hukuk anlayışı!

Sahi siz hâlâ adalete güvenebiliyor musunuz?

Bakmayın “Adalete güvenimiz sonsuz” falan söylemlerine! Korkudan, çaresizlikten, başka bir şey denemeyeceğinden bu klasik tümceler!

Artık öyle bir durumdayız ki, her an herkesin başına her şey gelebilir.

En başından hiçbir dayanağı olmayan, intikam tutkusuyla, rezillikler silsilesiyle devam eden; beş yıldan çok ceza alsalardı itiraz edebilecekleri, ama 5 yıldan az ceza aldıkları için yeniden hapse girmelerinin trajikomik saçmalığı ve mağduriyeti sonucunda şimdi “çıktılar” diye seviniyoruz!

Adalet Bakanı’ndan sokaktaki adama, yüzlerce hukuk insanının, en sıradan avukata herkesin “yanlış”, “haksız”, “hukuksuz”, “kötü” bulduğu bir yasa nedeniyle 4 ay daha ikinci kez hapisten kurtuldular diye seviniyoruz!

Ya içeride kalanlar

Biz “çıktılar” diye seviniyoruz ama onlar sevinemiyor. “Dışarı çıkanların” akılları, yürekleri “içeride” kalanlarda... Onlar gibi mağdur olan o kadar çok insan var ki içeride! IPI (Uluslararası Basın Enstitüsü) verilerine göre bugün 136 gazeteci hapiste... (Muhasebe çalışanımız Emre İper hâlâ içeride: Telefonuna yüklediği bir program nedeniyle, derken Cumhuriyet davasıyla birleştirilen suçlamalar nedeniyle, en sonunda da 36 takipçisine -36 bin değil, sadece 36 takipçisine- attığı tweet nedeniyle içeride.)

Akademisyenler, seçilmiş belediye başkanları, öğretmenler, öğrenciler, bebekler, FETÖ’cü komutanların emriyle yataklarından çıkarılıp darbe yapmaya götürülen gepegenç askeri öğrenciler... Ayıptır, günahtır, vicdansızlıktır, ahlaksızlıktır!

Haydi hak hukuk yok; mantık, ahlak, vicdan da mı yok!

Adalet herkes için varsa vardır; aksi olamaz.

(Hamilelik gibi... Biraz hamilelik olmaz. Adalet de öyle...)

Adalet zengine var, yoksula yoksa; güçlüye var güçsüze yoksa; sırtını “baba”lara, tarikata, şuna buna dayayana var, dayanacak kimsesi olmayanlara yoksa; biat edene varetmeyene yoksa... Ona adalet değil yalakacılık, riyakârlık, sahtekârlık, keyfilik denir!

Haksız yere “içeride” bir insan bile varsa, kimse özgür değildir!

Keyfi yasaklar

Keyfilik boğazımıza kadar! Yeni öğrendim. Kırşehir Hapishanesi’nde tutuklular Işıl ÖzgentürkMine Söğüt ve bana mektup yazıyorlar. Cezaevi yönetimi, “Gazetecilere mektup yazmak yasak” diye mektupları geri çeviriyor. Böyle bir yasak olabilir mi!

7 yıl önce yazılan bir tweet’ten insan hapse mahkûm edilir mi?

Devlet, çocuklarını arayan annelerin bir bölümünü bağrına basıp, bir bölümünü coplatabilir mi?

Bundan iki yıl önce Türkiye PEN Yazarlar Derneği olarak “Yaşadığımız günlerde ve koşullarda, bir kez daha vurgulamak ve kamuoyuna duyurmak gereğini duyduk” notuyla birlikte 2017 yazında kamuoyuna bir açıklama yayımlamıştık.

Bugün aynı sözleri yeniden yeniden anımsatma gereği duyuyorum:

“Adaletin olmadığı bir dünyanın sonu çoktan gelmiş demektir.

Adaletin olmadığı bir toplumu birbirine bağlayan hiçbir şey kalmamış demektir.

Adaletin olmadığı bir yerde ne yazlar güzeldir, ne meyveler lezzetlidir.

Adaletin olmadığı yerde türküler yalan, şarkılar ikiyüzlü, şiirler sahte sayılır. Adaletin olmadığı bir ülke ne tarihiyle övünebilir ne geleceğini aydınlık görebilir. Adaletin olmadığı bir gün bile bir yüzyıla bedeldir.

Adaletin olmadığı bir dünyaya tabiat da küser, ağaçlar kurur, sular çekilir, kuşlar susar.

Adaletin olmadığı bir yerde zulüm vardır, haksızlık vardır, kötülük vardır.

Adalet varsa bir uygarlık vardır, bir ülke vardır, şan, şeref, gurur vardır, tarih vardır.

İnsan vardır.

Adalet yoksa hiçbir şey yoktur.”

15 Eylül 2019

 

 

 

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri