Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2018

Korkuyorum...  Korkuyorsun...  Korkuyor...

            Başlığı neden böyle atmışım, hiç ama hiç anlamadım...
            Bu güzelim yeni Türkiye'de  korkacak ne olabilir ki...
            Hak var, hukuk var... Adalet mis gibi... Vicdanın  daniskası var... Uygar bir ülkede, uygar ve bilinçli bir toplumda yaşıyoruz...  Ekonomimiz parlak...  Sanayimiz muhteşem... Tarım fevkalade... Emekçinin durumu şahane... Yaşam standardımız harikulade...  Yaşam sevincimiz  bomba gibi... Eğitim düzeyimiz fazlasıyla yüksek... Doğaya saygımız sonsuz... Toplumsal ilişkilerimiz uyumlu mu uyumlu... Farklılıklarımız  huzurlu mu huzurlu...  Dert yooook, derman çok... Daha ne isteriz ki... 
            (Aziz Nesin okusa  bana kızar; böyle şakalar yapma, sahi sanırlar, derdi. Bir kez "Şu nötron bombası ne cici, ne güzel bomba... İnsanları öldürüyor yapılara dokunmuyor " konulu bir yazı yazmıştı da, anlı şanlı kimi yazarlarımız ciddiye alıp,  Aziz Bey'e ateş püskürmüşlerdi... Geçelim.)  

            PEMBE GÖZLÜK MODASI
            Haftanın herhangi bir günü, Cumhuriyet ve tek tük muhalif gazeteler dışında tüm öteki gazeteleri alın önünüze....A, a, hepsi tıpatıp ayni ! Aynı manşet, ayni başlık, ayni kocaman sözlerle  çıkıyorlar. Birini ötekinden ayırmak  olanaksız... İsimlerini görmeseniz hangisi hangisidir bilmek imkansız.  Yandaş olan, paşa, miralay, amiral ya da nefer gazete hiç fark etmiyor. Hepsi pespembe gözlüklü...
            (Buraya koro girer:Korkuyorum...  Korkuyorsun...  Korkuyor... nakaratına başlar...)
            Pembe gözlük kullanmaya razı olmayan gazeteciler ya anında işinden oluyor ya da önce uyarılıyor. Uyarılan gazetecinin önünde 2 seçenek var : Ya derhal pembe gözlükleri takıp, gezi yazıları, eğer  gazeteci erkekse çapkınlık öyküleri, spor, olmadı magazin haberleriyle uğraşacak; ya da  eğilip bükülmektense, benden bu kadar deyip işi bırakacak.... Eh bu güllük gülistanlık dönemde bu ikincisi de pek kolay değil hani...Tıpkı yaşamdaki gibi, işten ilk atılan, işe en son alınan elbet kadın gazeteciler!

            VURUN  CHP'YE
            Bu arada medyada çalışıp, hiç ama hiç  korkmaya  olanak vermeyen konular da var elbet.  "Vurun CHP'ye"  diye özetleyebileceğim, geniş bir yelpazeye yayılan konular... 
            Seçim öncesi CHP'nin yüzüne bile bakmayanlar şimdi farklı farklı ama birbirine benzer kanallarda,  CHP tartışıp duruyorlar... Seçim öncesi  zar zor sayfalarında  yer açabildikleri CHP hakkında şimdi sayfalar boyu analizler ve  CHP hakkında tek satır yazmamış  kerli ferli  yazarlar  döktürüp duruyor şu sıralar... CHP de bunun için elinden geleni yapıyor doğrusu
            Sıkıysa AKP'yle ilgili  düşüncelerini yazsalar ya...  (Buraya da nakarat girebilir...)  Ama yok! Hem zaten ona gerek de yok. Çünkü herkesin  bildiği gibi AKP'de  tam bir  demokrasi işlemektedir.  Herkes düşüncesini özgürce ifade edebilmekte, savunabilmekte, tartışabilmektedir.  Bu konuda AKP'li hiç kimsenin en ufak bir korkusu, bırakın korkuyu,  endişesi,  kaygısı, tedirginliği yoktur. Zaten olamaz da... İktidarda böylesi huzurlu, uyumlu bir  parti varken ancak başarılardan  söz edilebilir.  (Korkuyorum... Korkuyorsun... Korkuyor...)

            ÖDÜM KOPARDI  BİYOLOJİCİDEN
            İzmir Amerikan Kız Lisesinde bir biyoloji hocamız vardı.  (Bunu daha önce anlattım galiba) Hepimizin ondan ödü kopardı.
            Daha ilk derste söylemişti: "Saygı, ya sevgiden doğar ya da korkudan..." Ve eklemişti: "Bir yılda kendimi size sevdiremem, korkun, ama saygı gösterin!"
            Ona saygı gösterdim elbet,  ama en büyük dersi de almış oldum: O günden sonra korktuğum hiç bir şeye saygı duymadım. Sadece sevdiklerime duydum.
            Sahi yukarıdaki  başlık nerden geldi  bu yazının başına? Olsa olsa,  dış mihraklar getirip onu oraya oturtmuştur.  Başka ne olabilir ki!


5 Ağustos 2018

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri