Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2018

Gençtik, Güzeldik, Dünyayı Değiştirecektik...

Mayıs 1968 - Mayıs 2018...  İşte böyle... 50 Yıldönümü.. . Bir zamanlar bize çoook çok uzakmış gibi görünen zaman dilimi, geçip gidiverdi ... Ve  bir zamanlar hemen elimizi  uzatsak tutuverecekmişiz gibi gelen  hedeflerimiz, sanki  bizden gittikçe uzaklaştı ya da bir sis perdesinin ardına çekildi ...

O zaman gençtik, güzeldik ve dünyayı değiştirecektik.

En çok, en çok, "Gerçekçi olup  olanaksızı istedik." Hem de nasıl istedik.  İnandık.  Delicesine inandık.  Kadını da erkeği de, genci de yaşlısı da "Delikanlıydık".

Dünyayı  fanatizmden, ırkçılıktan, köktendincilikten,  milliyetçilikten, etnikçilikten,  sömürüden, eşitsizlikten kurtaracaktık.

"Yasaklamak Yasaktı". Baskıya , totalitarizme son verecektik. 

Şiddete, silahlanmaya, militarizme ve savaşlara  geçit vermeyecektik!

Sınırları kaldıracaktık.  Haklıydık ve dünya vatandaşı olacaktık.  

Gençtik, güzeldik, ilericiydik, aceleciydik!  

EVRENSEL DESTAN

Başka hiç bir şey söylemeden altını çizmek istediğim 2 nokta var:

1)   Evrensel bir destana dönüşen "'68 Mayıs'" elbet  o yıl olup bitmedi. Yüzlerce yıl öncesinde başladı . Ve yüzlerce yıl sonrasına devam edecek.

Paris ve Nantern lise ve üniversitelerindeki  isyan,  gücünü 1789 devriminden alıyorsa; İstanbul'da Dolmabahçe'de ABD 6 filoyu denize  döken devrimci gençler de   "Tam bağımsız, demokratik bir Türkiye"  isterken güçlerini, Jön Türklerden, Kurtuluş savaşımızdan, Kemalizm'den  alıyorlardı.

Ne acıdır ki  68'in simgesine dönüşen Deniz Gezmiş  ile  arkadaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan  idam edilerek , Mahir Çayan öldürülerek tarihimize kara bir leke sürülürken;  Fransa'daki simge "Kızıl Dany (Daniel Cohn Bendit)  AB Parlamentosunda da yerini alan   bir siyasi lider oluyordu... 

2) Politik,  ekonomik,  toplumsal ve kültürel bir değişimi  hedefleyen  '68 olayları,   Paris'ten Prag'a, İstanbul'dan  Meksiko'ya,  Londra'dan Washington'a   dünyanın her yerini tutuşturan bir ateşti. Yaşamın her ama her alanına  yayılmıştı. Evrenseldi.  Simgeleri de evrenseldi.

Batı kapitalizmine karşı direnen  işçi sınıfının sloganı "Patron sana muhtaç, Sen ona değil, " haykırışı, öğrencilerin dilinden düşmüyordu. "Özerk ve Demokratik Üniversite" isteği ise sendikaların derdi olmuştu.

Ayırımcılık yoktu. Ayırımcılık nedir bilmiyorduk.  (Sevmediklerimize küfür etmiyor, "tezek" , yani bok demiyorduk.)

Che'nin öldürülüşüne  hep birlikte isyan ediyor; Vietnam Savaşını  hep birlikte protesto ediyor;  Güler yüzlü sosyalizme tahammül edemeyen Sovyet Tanklarının Prag'a girişini hep birlikte lanetliyorduk...

"SAVAŞMA SEVİŞ"

Kararlıydık. Bütün dünya "hümanist" olacaktı. İnsan, insan onuruna saygılı...  Bizim  "Gezi" misali  kendiliğinden  gelişiyordu. Her düşünceye, her renge,  iyden, güzelden yana ve şiddeti dışlayan her eyleme  açıktı. (Fransa'da bir kişi bile  ölmedi aylar süren isyanlarda!) 

Doğaçlama serbestti. Şiirseldi. Müzikle, sanatla, yaratıcılıkla besleniyordu.  Biz gençtik güzeldik, dünyayı değiştirecektik.

İngiltere'de  Liverpool taşrasından gelen dört zibidi genç  "Beatles" neredeyse "İsa'dan bile daha popüler"  olmuştu ve müzikte devrim yaratıyorlardı.  John Lenon henüz "İmagine" şarkısını bestelememişti ama  biz daha güzel bir dünya rüyasını görmüştük ve inanıyorduk.  Amerika'da             20'lerinde genç bir şarkıcı  Joan Baez, çıplak ayakları ve gitarıyla çoktan  "Time" dergisine kapak olmuş savaş aleyhine  şarkılar söylüyordu.

Ankara ve İstanbul'da  Türkiye Devrimci  Gençlik Dernekleri Federasyonu  "Bağımsızlık ve Mustafa  Kemal Günü" düzenliyor ; Yılmaz Güney  "Seyit Han " filmini  çekiyordu. Ardından  "Umut"  gelecekti.. 

60 Anayasası'ın getirdiği göreceli özgürlükle, yasaklı olan Nazım Hikmet şiiri  tek tük de olsa dergilerde yayınlanmaya başlanmıştı... Ahmet Arif'in  "Hasretinden Prangalar Eskittim" kitabı  basıldığı an hepimizin başucu kitabı oldu.  AST ve Dostlar Tiyatro'su  seslerimizdi... Selda Bağacan , bugün de ülkemde geçerli olan "Mahpushanelere Güneş Doğmuyor" u söylüyor;  "Moğollar" başkaldırıyor;  Fikret Kızılok  şarkıları dinliyorduk... İşte böyle...  

Bu yıldönümü fırsat olsun ... Hepimiz,  bitmeyen, bitmeyecek olan  "68 Ruhunu"  daha çok irdeleyelim istedim bu birkaç satır başıyla... 

3 Mayıs 2018

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri