Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2017

 

Ben de isyankarım

Cumhuriyet davasından ne kaldı geriye? Biraz sevinç, biraz hüzün... Bolca burukluk kaldı... 
9 aylık tutsaklık boyunca yaşanan onca özlem, hasret, yokluk, yoksunluk ve haksızlıktan sonra gelen “özgürlüğe” pek sevinememe, kavuşamama ve eksiklik duygusu kaldı. 4 arkadaşımızın içeride tutulmasına, ( Emre İper’le birlikte 5 ) 9 yaşındaki Erdem’in, çok özlediği babası Kadri Gürsel’e yazdığı mektuptaki gibi: “Ben de tabii ki bu konuda isyankârım”! 
Geriye ne mi kaldı? 

Yargının tepeden tırnağa iktidarın güdümünde olduğu algısı kaldı... 
Sadece serbest bırakılan 7 Cumhuriyetçinin değil, hapiste aylardır tutulan gazetecilerin boş yere yattıkları inancı pekişti...
İddianame diye sunulan şeyin, hukukla hiç ama hiç ilgisi olmadığı, baştan aşağı yanlışlarla dolu olduğu, yalnız ülke içinde değil, dünyada da ayyuka çıktı. Bu iddianameden, olsa olsa geriye kimi komiklikler kalabilir... Pideci, parkeci ya da turizm acentasıyla yapılan görüşmelerinden suç çıkarma çabası ya da sanıkların görevleriyle ilgili bilgisizlik, tarihsel tutarsızlıklar vb... 

Az kaldı unutuyordum: Bir de iddianameyi hazırlayan savcının “FETÖ”den ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan biri olduğu kalacak akıllarda. (Ve bunun gizlenmek istenmesi vb...) 
Bu süreçten geriye kalan en önemli veri, her bir sanığın yaptığı savunmadır. İleride sadece hukuk fakültelerinde değil, tarih derslerinde de okutulacak savunmalar! 
Geriye tüm sanıkların o beş gün süren duruşmalar boyunca gösterdikleri güçlü ve dimdik duruş, gülen yüzleri, sükûnet, sevgi ve saygı yoğunluğu ve bir de biz dinleyicilere aşılamaya çalıştıkları umut kaldı...

O dört savunmayı yeniden okuyun

Dört arkadaşımız içeride: Bu ülkede yaşayan herkes onların savunmalarını tek tek okumalı. Ancak ondan sonra nasıl bir ülkede yaşadığımızı anlayabilirler. Özgürlük nedir, ne değildir ancak ondan sonra anlayabilirler. Faşizm ne demektir, ancak o zaman kavrayabilirler. Ben her birine onlardan aldığım birkaç tümceyle göz kırpıyorum: 
Akın Atalay: “Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri olmaktan kaynaklı uğradığımız ağır haksızlık ve mağduriyetin üzerimde yarattığı en küçük birpişmanlık ve korku yoktur. Ben asıl bu haksızlığın sorumlularının büyük korku yaşadıkları kanısındayım. Bizleri baskı, tehdit ve hapisle korkutamazlar.”
Murat Sabuncu: İddianamede birçok manşet yer alırken, 16 Temmuz tarihli gazetedeki “Çözüm Demokraside” başlığının yok sayıldığına dikkati çektikten sonra: “4 yıllık manşetlerimizi inceleyip 1500 manşet, 14-15 bin haberarasından cımbızlanan haberlerin sorgulanması için savcının bulduğu tanıklar FETÖ ile yan yana olmuş, emirerliği yapmış kişiler, bilirkişi ise bir mühendis!” 
Kadri Gürsel: “Burada karşınızda ‘üyesi olmamakla birlikte, terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiğim’ için değil, bağımsız, sorgulayıcı ve eleştirel bir gazeteci olduğum için, taviz vermediğim için bulunmaktayım. FETÖ’nün adı henüz ‘Cemaat’ iken ve bu cemaat ile AKP iktidarı birlikte çalışırken benim bu yapıya, bakışım negatif olmuştur ve hiç değişmemiştir. AKP’nin de bu ittifakın kurbanı olabileceğini çeşitli vesilelerle ifade ettim. Bütün öngörülerim gerçekleşti.” 
Ahmet Şık: (Hangi tümceyi seçsem ki...) “Benim bayrağın arkasına gizleyecek bir suçum; dinin arkasına gizleyecek bir günahım yok!” 

Ne demişti Bedri Rahmi Eyüboğlu
“Bir yanım tuz / Bir yanım şeker/ Tuzdan yanayım 
Bir yanım deniz/ Bir yanım toprak/ Denizden yanayım 
Bir yanım sen/ Bir yanım ben/ Senden yanayım” 
Benim de bugün bir yanım içeridekiler, bir yanım dışarıdakiler. İçeridekilerden yanayım!

30 Temmuz 2017

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri