Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2017

 

                             İki Dünya Arasında :
                                   Atatürk Mucizesi

            Karşımda iki güçlü kadın... Biri sanat dünyamızın duayeni, müzecilik  tarihimizin mihenk taşlarından Nazan Ölçer; biri iş dünyasının  en başarılı ve en güçlü temsilcilerinden  Güler Sabancı ... İkisi de sadece ülkede değil,  çağdaş, evrensel değerler  yelpazesinde dünya çapında isim yapmışlar...
            İkisinden Sabancı Müzesi'nin  15 yılının serüvenini dinlemek;  bu serüveni dillendirirken birbirlerine olan sevgi ve saygıya tanık olmak; birbirlerini yüceltmelerini izlemek; şu herkesin birbirini boğazlamaya hazır olduğu ya da  depresyona girdiği  şu sıralarda bana ilaç gibi geldi. 

            Sanki bin yıllık

            15 Yıl mı dedim? Ne çabuk geçivermiş yıllar!  Yok, yanlış söyledim!
            Orada izlediğim sergiler ve o sergilerden geriye bende kalan birikim öyle işlemiş ki içime, sanki o müze bin yıldır orada...Tortusu öylesine derin.
            Bu serüvende   "Evinden feragat eden duygusal insan Sakıp Sabacıyı ve onun  bilinçli seçimini" anmadan edemezdik...  "Dünya çapında bir müze için, dünya çapında bir  kadın müdür gerekliliğini" ilk gören olmuştu.  (Yaş haddinden Nazan Ölçer'in İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğünden  çıkarılmasını ve buna karşı direnişimizi nasıl unutabilirim ki!  Sonuçta: Şerden hayır doğdu!) Ve "Bilgiyle donatılmış cesaretle" Nazan Ölçer kolları sıvadı. (Tırnak içindeki tüm tanımlamalar  Güler Sabancı'dan)
            15 yıldır her sergi uluslararası standardadır. Her sergi bir öykü anlatır. Her sergi kapsadığı alandan çooook daha geniş bir alana yayılır.  Üretken olur . Eğitim aracına dönüşür. 
             Sergiler gelir geçer, geriye birikimi kalır. Görme biçimleri, tartma, tartışma yöntemleri kalır.  Sorgulama, düşünme,  düşündürtme kalır. Yaratıcılık,düş gücü ve  "başka dünya mümkün" kalır.
            Başlıktaki "İki Dünya Arasında" tanımlaması, iş dünyasıyla sanat dünyasının buluşmasını  kastetmiyordu... Ancak yazıyı yazarken, ikisinin  birbirine köstek değil destek olduklarında gerçekleşecek  mucizeye de işaret ettiğini gördüm... Bu destek sınırlamayı, baskıyı değil,  sadece yer açmayı, olanak sağlamayı, desteklemeyi, "gölge etmemeyi"  ve özgür düşünceyi  kapsadığında başarıya ulaşabiliyordu.

            Osmanlı'yla Cumhuriyet Arasında

                "Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında" isimli sergiyle kutluyor  Müze 15. yıldönümünü... Söz konusu olan iki dünya   Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarıyla  Cumhuriyet Türkiye'si...
                Feyhaman Duran’ın (1886-1970)  bu geniş kapsamlı  çarpıcı sergisini sanatçının tüm eserlerini,  evini herşeyini   İstanbul Üniversitesine bağışlamış olmasına  borçluyuz.  İstanbul Üniversitesiyle işbirliğiyle bini aşkın eser;  ayrıca  ressam eşi Güzin Duran’la  yaşadıkları Beyazıt’taki evinden kimi bölümler  ressamın dünyası sergileniyor.
            Serginin ayrıntılarını bu küçük köşeye sığdıramam.  Olsa olsa  ressamın  dünyasına girerken onun eserleriyle birlikte  neler "gördüğümü" de sıralayabilirim:
            -Çöküş yıllarını yaşayan bir imparatorluktan, resim eğitimi almak üzere sanat dünyasının beşiği Paris’e giden, yurda dönüşünde ise kendini bir dönüşümün ortasında bulan  Feyhaman Duran’ın bu yolculuklarının, sanatını nasıl şekillendirdiğini gördüm.
            -Bu geçiş aşamasında   yaşanan toplumsal  çelişkileri, çatışmaları ve gelişmeleri  gördüm.
            -Hem Doğu hem Batı kültürünün içselleştirilebileceğini ; birinin ötekinin düşmanı olmadığını gördüm...
            -Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'yle , "asker ressam" geleneğinin sona ermesi  sivil ressamlarla arayışın başlamasını, muhafazakarların da modernleşme çabasını gördüm.
            - Hem resim hem hat sanatından yaşamının sonuna dek vazgeçmeyen ressamın  gelenekle modernliği  harmanlama çabasını gördüm... 
            - Osmanlı'nın çöküş yıllarında da Cumhuriyetin yokluk yıllarında da   yöneticisinden mesenine  sanata verilen önemi;  sanatın desteklenmesinin, "ilerlemenin" olmazsa olmaz koşulu  olduğunu gördüm...
            -  Nereden nereye geldiğimizi gördüm.
            -Ve serginin her anında Atatürk mucizesini gördüm.

26 Şubat 2017
Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri