Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2017

 

DİLİM , YUVAM...

"Türkçem benim ses bayrağım" demişti  Fazıl Hüsnü Dağlarca...  Dilim, benim yuvam... Ses Bayrağımız ya da yuvam   şimdilerde Arapçanın saldırısı altında...  "Tower"lar, "Bye-bye"lar  artık piyasadan çekilirken boşalan alana, hızla Arapça yerleşiyor... Al birini vur ötekine! Geçen hafta içinde Dil Bayramını kutladık.  Daha doğrusu bunu  hakkıyla kutlayan Dil Derneği oldu. 

 Bu köşenin okurları bilirler:   Atatürk'ün kurduğu  Türk Dil Kurumu 12 Eylül faşist darbesiyle kapatılmış, keyfi bir biçimde Cumhurbaşkanı’nın gözetiminde, Başbakanlık’a bağlı bir devlet dairesine dönüştürülmüş, işlevini yitirmişti.  Dil devrimini savunan  aydınlar  1987 de  Dil Derneği'ni kurdu. İşte bu dernek 26 Eylül  Dil Bayramını,   ilerici belediyelerden aldıkları destekle çeşitli kentlerde,  görkemli  kutlamalar düzenledi.  Ayrıntılara girmeye yerim yok. İşte Dil Derneği Başkanı   Sevgi Özel'in  konuşmalarından paylaşmak istediklerim:

ATATÜRK DEVRİMLERİNE  DÜŞMANLIĞIN NEDENİ

"Batılıların yüzyıllarca, “Türk, Allahına Arapça, sevgilisine Farsça, ailesine de Türkçe seslenir” diye baktığı bir imparatorluktan, 1923’te kılık kıyafeti, ölçüsü, takvimi yenileşen bir cumhuriyet kurulmuştu; bu cumhuriyet dinle ilişkilendirilen bir Arap abecesi ve yapay bir dil olan Osmanlıca ile çağdaş dünya ile yarışamazdı. Çünkü halk, bu yazı ve dille yüzyıllarca okuryazar bile olamamıştı. 1928’deki Harf Devrimiyle kolay öğrenilen ve kullanılan bir yazımız oldu; 1932’de başlayan Dil Devrimiyle yüzyıllarca unutulan Türkçenin olanakları ve sözcükleri canlandırıldı. Yenileşen dille düşüncesi de yenileşen halk eğitim alır, adalet ararken muskacı kafalara değil, kendine ve devlete güvenecekti.

Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu, 12 Eylülün hukuk tanımaz ihanetiyle 1983’te Ata’nın “vasiyetnamesi” çiğnenerek kapatıldı. Bugünkü Türk Dil Kurumu Atatürk’ün kalıtını karşıdevrim yoluna kullanan, ölçünlü dil ve yazım birliğini bozan, siyasanın güdümünde bir dairedir. Dilsiz eğitim olmaz; bugün eğitimin dili de siyasanın dili kadar bozuktur.

Harf ve Dil Devrimleri, laik eğitimin anahtarıdır. Osmanlının yükselme, duraklama gibi dönemleri vardı ya; bana göre bir de yobazlara çıkar sağlayan, yüzyıllarca süren “muska dönemi” vardı. Mustafa Kemal, Harf ve Dil Devrimleriyle dil ile din bağını koparmış; “muska dönemi”ni sonlandırmıştır; Atatürk’e ve devrimlere düşmanlığın asıl nedeni budur! "

“Milliyetçi muhafazakâr”lığı “din”le eşitleyerek tutuculuğu gericiliğin de ötesine taşıyanlar, bu iki devrime düşman olmuştur. 
Laik eğitimle özgürce düşünen toplum, din ve ırk ayrımının siyasaya araç yapılmasına izin vermez. Özgür düşünceli toplumu kimse kandıramaz. Bugün inancı siyasaya araç yapanlar hem kandırılıyor hem kandırıyor.!"

DİL VE EĞİTİM

Tam bir eğitim kargaşası ve çıkmazı yaşadığımız günlerde  Sevgi Özel'in şu sözleri de önemli:
" İktidar benim, ne istersem yaparım anlayışıyla umut edildiği gibi, “dindar ve kindar kuşaklar” bile yetişmez; inancı yobazlığa taşıyan; kindarlığı yalnız kendi geleceğini karartan “ümmi ümmet”e ulaşılır.
Bu nedenle 85. Dil Bayramında aklın ve bilimin öncülüğüne inanan bütün yurtseverleri, bütün aydınları, yurttaşlık bilincimize sahip çıkarak, ortak noktalarımızı birleştirerek, ortak dille ortak akıl üreterek bu sistemsiz ve dilsiz eğitime karşı çocuk ve gençleri korumaya çağırıyorum.

Bizler, 30’uncu yılındaki Dil Derneği’nde İngilizceyle eğitimin anaokullarına dek inmesine; tabela kirliliğine; yiyecek giyeceklerin, konaklama yerlerinin İngilizceyle adlandırılmasına tepki verdik. İngilizce tabelaların, adlandırmanın yanına Arapça da eklendi.  30 yıldır eğitim kural ve kurumlarının hızla dinselleştirildiğini haykırdık; yalnız kaldık.

Eğitimde, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğünde savrulma yaşanıyorsa; bu durumdan etkilenecek ilk kurum dildir. Sormasanız da söyleyeceğim, bugün ülke ne durumdaysa dil de o durumda… Bu nedenle  hepinizi  Dil Derneği üyesi olmaya, düşüncesi, yapıtları ve eylemleriyle birlikte ortak akıl üretmeye çağırıyorum. Elimizi tutun, sesimize ses verin; yitirdiğimiz zamanı, karar günü birlikte aydınlatalım.  "

1 Ekim 2017

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri