Zeynep Oral Zeynep Oral  HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2000

2 Kasım 2000

Nice Yıllara Semiha Berksoy...

Kimi zaman, bir insanla , bu gezegeni, bu dünyayı paylaşmak, onun var olduğunu, yaşadığını bilmek bile, müthiş bir sevinç , keyif, mutluluk ve kıvanç nedeni olabiliyor. Hele bu insan sizin ülkenizin insanıysa, sizin toplumunuzdan çıkmışsa, bütün bu saydıklarım bin kat çoğalıyor.

Semiha Berksoy'dan söz ediyorum.

Şu sıralarda "72. Sanat Yılı"nı kutlamaya hazırlanıyor sanatçı. 7 kasım akşamı AKM'de Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği, İzmir Devlet Opera ve Balesi 'nin "Fidelio" operasını sunacağı geceye hazırlanıyor... Elbet yaşamın her anından topladığı, biriktirdiği, değerlendirdiği ve yeniden yarattığı tüm sesler ve tüm renklerle o da sahnede olacak! Hem de hiç kuşkum yok, 90 yaşının keyfini hepimizden çok , o çıkaracak!

Semiha Berksoy: Türkiye'nin ilk opera sanatçısı. Atatürk, opera kurulması emrini verdiğinde, Semiha Berksoy hazırdır... Darülbedayi'nin ilk oyuncularından... Ekrem-Cemal Reşit Rey'in müzikallerinin en popüler yıldızı... Güzel Sanatlar Akademisi'nde Namık İsmail'in öğrencisi (1929)... Sesli ilk Türk filmine sesini veren... Berlin Operası'nda (1939) "Ariande Auf Naxos" operasıyla , Avrupa'da opera sahnesine çıkan ilk Türk sanatçı...

Ama bütün bu "ilkler" değil onu farklı ya da olağanüstü kılan. Bu "ilklere" saplanıp kalsaydı, hiç geçen yıl, (yani 89 yaşındayken) New York'da Lincoln Merkezi'nde sahneye çıkıp "Tristan ve İsolde" operasından bir arya söyleyebilir miydi... Görkemli geçmişine tutunup kalsaydı geçen yıl Berlin'de sergi açabilir miydi...

Onu tek ve benzersiz kılan düşünce biçimi, yaşama biçimi, yaratma biçimi...

Kendini en yorgun, en yaşlı, ölüme en yakın hissettiği bir anda (o sıra 75 yaşındaydı) sesler içinde en zor ses olan "do" sesi vermeye çalışan, günlerce, haftalarca çalışan ve sonunda "do sesi verdim ve ölümü yendim" deme bilgeliğini gösteren bu insan, bence şimdi her zamankinden her zamankinden daha genç!

Do sesi verip ölümü yenen Semiha Berksoy bana sık sık "aşktan ölebileceğini" söylemiştir. Onun aşk tanımı da özeldir.

"Aşk bir tanedir. İçinizdeki aşk tektir. Başlar, kimi zaman uyur, kimi zaman uyanır. Şimdiki aşkın varlığında öncekiler de yaşar, şimdikinin ateşiyle ötekiler de alevlenir tutuşur"...

Semiha Berksoy için nasıl aşk tekse, kahramanlar değişip aşk sürüyorsa, inanıyorum ki, yaşanmış aşklarla yaşanmamış aşkları arasında da fark yok. O tümünü içinde yeşertiyor. Tıpkı sanatta da yaptığı gibi. Çalıştığı alan, ürettiği eserler değişebilir ama sanat aşkı, iç dünyasını yaratıcılıkla dışa vurması hep sürüyor.

Aşktan ölmek mi! Güldürmeyin beni! O, yalnızca aşkla yaşıyor. Ve aşk deyince, biliyorum , bir insana duyulan aşkla , aşka aşık olmak, sanata aşık olmak arasında pek bir fark yok Semiha Berksoy için.

Bir kez evinde, tablolarını izliyordum. ("Evim, resim tarlası gibidir") Tuvallerde, çocuksu bir saflıkla dişiliğin yüceltildiği erotizm bir arada çiçek açıyordu. Bu izlenimimi söyleyince şöyle tepki verdi:

"Ne hissediyorsam onun resmini yapıyorum. Kiminde çocuk gibiyim, kiminde melek, kiminde şeytan... Melekliğim , karşılık beklemeden sevmemden geliyor. Sevince, melekleşiyorum, sevince çocuk saflığına kavuşuyorum... Şeytanlığım ise, sevdiğimi bırakıp gidebilmem. Sanatım için çekip giderim, gidebilirim... Bana şeytanlığı yaptıran sanat aşkı. Zaten hayatta en önemli şey sanat aşkı, gerisi hep fasa fiso..."

Tiyatro, opera, müzik, yazı, resim, heykel sanatlarını içiçe yoğurup bugüne dek hiç eksilmeyen bir coşkuyla sürdürmesi ...

Bütün bu sanat alanlarında , inandığından hiç ama hiç ödün vermeden, kendine özgü, benzeri olmayan eserler ortaya koyması...

Çevresine ve topluma meydan okuyarak, tepkilere aldırmadan kendi iç dünyasını , müthiş zengin iç dünyasını dışa vurabilmesi...

Sıradışı olmayı , cesaretle ama daha çok keyifle omuzlaması...

Sanat aşkını , yaşam aşkına ve yaratıcılığa dönüştürebilmesi...

Bütün bunlar onu yalnız ülkemiz sanatçıları içinde değil, dünyada da benzersiz kılıyor.

Semiha Berksoy'a "72. Sanat Yılı"nda , var olduğu için ve dünyamızı zenginleştirdiği, renklendirdiği, değerlendirdiği için ona teşekkür ediyorum.

 
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri