Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Anasayfa
O Güzel İnsanlar

Bu Cennet Bu Cehennem Zeynep Oral yaşadığımız dünyada, kadın, aydın, anne, insan, yurttaş, gazeteci ve yazar olmanın anlamlarını bir bir vurguluyor... Fakat belki hepsinden...

Devam
O Güzel İnsanlar

Bu Cennet Bu Cehennem Zeynep Oral'dan Türkiye şarkısı! Yalın, içten, yapmacıksız bir yurt ve insan sevgisi ! Karadeniz şehirleri, İzmir, Diyarbakır, Urfa, Hakkâri...

Devam
O Güzel İnsanlar

Bu Cennet Bu Cehennem Zeynep Oral'ın akıcı ve işlek kaleminden, Türkiye'nin aydınlık yüzünü yansıtan sanat insanlarının portresini sunuyoruz.

Devam
O Güzel İnsanlar

Bu Cennet Bu Cehennem Türkiye henüz kozasını kıramamışken, kadın hareketinin yeni başladığı yıllarda, Zeynep Oral güçlü bir dille Kadın Olmak'ı yazdı.

Devam

Yukarıdaki üç kitabı www.kitap.cumhuriyeti.com.tr adresinden eve teslim, satın alabilirsiniz!

Zeynep Oral'ın İngilizce yayınlanan, 300 fotoğraflı, büyük format "Leyla Gencer" kitabını yayinlar@iksv.org adresinden isteyebilirsiniz.

Bu Cennet Bu CehennemLeyla Gencer–A Story of Passion
Zeynep Oral .
Çeviren:Gül Osegueda
ISBN: 978-975-7363-73-6
Fiyatı: 50 YTL
İletişim: Yasemin Baskan - (212) 334 07 80


YAZILAR 2019

İşte Asıl Mesele bu ...

"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi? "


Yokluğuyla var olan bir heykel öyküsü...

Önceki gün Anayasa Mahkemesi (AYM) , Mehmet Aksoy'un "İnsanlık" heykelinin yok edilmesiyle, sanatçının ifade ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Çünkü biliyorsunuz, tüm yaşadıklarımıza karşın, Anayasamız kağıt üzerinde hala ifade ve sanat hürriyeti güvence altına alıyor.


Yargı reformunu beklerken

Sistem nasıl işliyor biliyor musunuz? Önce troller devreye giriyor. Vay sen şunu yazdın, bunu çizdin, şunu söyledin diyerek küfrü ve tehdidi basıyor, ardından yandaş medya o suçlamaları haber yapıyor, manşetlere taşıyor...


Sivas’tan Ergenekon’a hukuksuzluk

Temmuzun ilk haftası geldiğinde, içimde kapanmaz bir yara, yeniden yeniden kanamaya başlar... Ortaçağda değildi. Yüzyıllar önce değildi. 2 Temmuz 1993 günüydü. Dünyanın öteki ucunda ya da ilkelliğin çukurunda degil, Türkiye Cumhuriyeti’ndeydi. Laik, demokratik ve hukuk devleti olduğunu sandığımız öyle olduğuna inandığımiz Türkiye Cumhuriyeti’nde. Sivas’ta...


ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLARI KAZANDI.

Başlığa aldığım bu tümce benim değil... Yurtdışında yaşayan, Türkiye’yi çok seven yabancı bir arkadaşımın tümcesi... Seçim sonuçlarını öğrenir öğrenmez bana yolladığı kutlama mesajı bu üç sözcükle başlıyordu. “Atatürk’ün çocukları kazandı... İstanbul’u, Türkiye’yi, hepinizi kutluyorum.” O kadar hoşuma gitti ki alıp başlığa koydum.


Cambaza bak, cambaza!

Bugün 16 Haziran. Herkes akşamı bekliyor. Televizyon başına geçmek için. Seçimi kazanmış, mazbatası elinden alınmış Ekrem Başkan ile hiç mi hiç gönüllü olmayan, patronu onu sahaya sürdü diye mecburiyetten yarışa katılan; en az sizin benim kadar kaybettiğini bilen Binali Yıldırım'ı izlemek için.


'Şair Baba'nın simyacılığı...

Onu, Balaban'ı tanıdığımda, birbirimizi çok sevip kucaklaştığımızda sene 1969'du. 40 yılı aşkın bir süre geçmiş aradan. Onunla yaptığım ilk röportajın başlığı ilk kalem gördüğünde yaşadığı şaşkınlıkla ilgiliydi...


Nâzım Hikmet, Memleket... Memleket , Nâzım Hikmet...

Moskova'da Nâzım Hikmet'i anma törenleri geride kaldı. Ama heyecanı, coşkusu, birbirinden değerli yaşanmış anları benim içimde hâlâ büyümeye devam ediyor... Kolay kolay geride kalmayacak, beni hiç terk etmeyecek...


Nazım Hikmet Sergisi : Hasret ve Memleket

Kendim İstanbul'dayım, aklım ve ruhum hâlâ Moskova'da Nâzım Hikmet anmalarında... "Karikatür, resmin dik başlı, afacan kardeşi, suyun öte yakasının da hesap sorucusudur.


Bodrum'u, Bodrum kültürü kurtaracak

Henüz bayram gelmeden, henüz kıyılara akın başlamadan Bodrum'da olmak, muhteşem bir şey. Her zaman söylediğim, "Herkes kendi Bodrum'unu seçer" gerçeğini, bin kez daha güçlü yaşamak; gecikmiş ilkbaharda çiçeklerin renk patlamasına tanık olmak; tüketici kalabalıklar doluşmadan kentin ve Bodrumluların tadını çıkarmak başlı başına bir nimet...


Demokrasi seferberliği...

19 Mayıs; tarih, takvimde bir gün olarak geride kaldı ama 19 Mayıs 100. yıl ruhu geride kalmadı... Benim için Samsun da geride kalmadı...


19 Mayıs ruhu ve bir fotoğraf

Bu fotoğraf 1964 yılının 19 Mayıs günü İzmir Alsancak Stadyumu'nda çekildi. Lise son sınıftaydım. Okulumun bayrak taşıyıcısıydım. 17 yaşımdaydım. Ön sırada, sağdan ikinciydim. İzmir'in tüm okullarının bayrak taşıyıcıları, bir küme halinde gençlik kortejinin başında yürüyorduk...


HIRSIZSINIZ, YALANCISINIZ.

Ne çok, ne çok insan artık açık açık söylüyor. Hırsızsınız, yalancısınız diyor. Herkes farkında kimin hırsız olduğunun. Herkes biliyor... 

Cahiller bilmeyebilir. Çıkar ilişkileri içinde olanlar; biat edip kul olanlar, maaşa bağlananlar, bugüne dek bol bol çıkar sağlamış olanlar “şeyinin şeyine şey olmak” isteyenler, bilseler bile bilmezlikten gelebilir... 


EN POLİTİK VENEDİK BİENALİ

Başlık, politikacılar gider, sanatçılar kalır da olabilirdi... Bugüne dek izlediğim sayısız Venedik Bienali içinde 'ayakları en çok yere basan' beni can evimden yakalayan 2019 Venedik Bienali oldu. Neden?.. Çünkü yaşadığımız tüm sorunlara, baskılara, güçlüklere parmak basıyordu. Çünkü tepeden tırnağa politikti. Çünkü çok yaratıcıydı.


Yarın 6 Mayıs

Yarın günlerden 6 Mayıs... Yarın Yüksek Seçim Kurulu kararını açıklayacak. YSK evet baskı altındadır, evet tehdit altındadır. Ama Türkiye Cumhuiyeti de bir eşiktedir. Pamuk ipliğiyle bağlı olduğu demokrasi ilkelerine tutunmak ya da tümüyle vazgeçip, seçime olanak tanımayan bir rejimi kabullenmek...


Hiçbirimiz özgür değiliz

Size kalbimi bıraktığım Urfa'yı, Mardin'i, Göbeklitepe'yi yeniden yeniden anlatmak isterdim...
Sizlerle, enerjisi, yaratıcılığı, ustalığı her daim yükselen ve bu yıl boyunca sahnedeki 60. yılını, Dostlar Tiyatrosu'nun 50. yılını kutlayan; "Bir DelininHatıra Defteri", "Yaşamaya Dair","Merhaba" oyunlarını, Türkiye'nin her köşesine (ve de yurtdışına götürerek) kutlayan "Genco Erkal Mucizesi"ni yeniden yeniden paylaşmak isterdim...


Göbeklitepe'de ilk konser

Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası verdi: Müthişti! Olağanüstüydü! Heyecan vericiydi! Sarsıcıydı! Şaşırtıcıydı! Çok etkileyiciydi! Hem Göbeklitepe'nin kendisi hem de Göbeklitepe ören alanında verilen ilk konser!


Gevşemek Yok !

17 Nisan'dan beri "Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" duygusu yüreklere yerleşirken... Daha güzel bir Türkiye inancı derinleşirken...Yeniden ağız dolusu gülmeye alışmaya çalışırken... Sevgi dili güçlenecek diye; haksızlıklar azalacak diye; soygun ve talan önlenecek diye umutlanırken...


Sayın bakalım, sayın...

Sayın sayın, baştan sayın, yeniden sayın, bir daha sayın oyları... Şu son bir kaç gün içinde yaşadıklarımızı alt alta dizip tekrar sayın:


Ekrem İmamoğlu'nu neden çok sevdik?

Sayılardan, saymalardan gına gelmedi mi! Yeniden yeniden yapılan itirazlardan, yeniden yeniden mızıkçılıklardan, "olmadı baştan" demelerinden, "oyum sayım yok" taktiklerinden, "İstanbul'u vermem de vermem" didinmelerinden , tehditlerden, öfkeden, gına gelmedi mi!


İZMİR'İN DAĞLARINDA KİTAPLAR AÇTI...

İzmir’in dağlarında çiçekler her daim açıyor ama dünden beri bir de kitaplar açtı! 24. TÜYAP İzmir Kitap Fuarı dün açıldı. Hem de ne açılış! Dolu dizgin. Coşkulu. Keyifli. Kızlı erkekli. İzmir gibi güzel, İzmir gibi sıcak. Aydınlık. Çağdaş. İzmir gibi çok renkli, çok sesli... Tam bir çiçek bahçesi. Burada, inanın en yaşlılar bile genç mi genç!


Onlar ki...

Onlar ki, şu yerel seçimlere, haksız rekabetin bugüne dek görülmemiş ağırlığı altında ezilerek girdiler... Karada, havada, suda ve medyada sesleri duyulmasın, suretleri görülmesin diye her şey ama her şey yapıldı...
Onlar ki yalanların ve iftiraların ve suçlamaların hedefine konuldu...
Onlar ki, tehdit edildi, "vatan haini" ilan edildi, haklarında idam fermanı verildi...


Üç Gün kala...

Yerel seçimlere üç gün kaldı. Bu üç günden sonra sonuç ne olursa olsun bu seviyesizlik, bu küfürler, bu korkutmalar, bu öfke, bu ayırımcılık bu zehirli dil bitecek mi, dinecek mi ? Bilmiyorum... Hep birlikte göreceğiz... Seçime üç gün kala ne yazarsak yazalım, kimsenin görüşünün değiştirmeyeceğinin bilincindeyim. Ondan bu gün kendime "Haydi Zeynep, sen yine şiire dua et" deyip şiire sığındım.

TÜM YAZILARI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ



Arama
Esintiler

Güzelliklerle çirkinler arasında savrulurken...

Üç gün önceydi. Aya İrini 'de , Fatih Sultan Mehmet'in armağanı o ettiği o eşsiz "konser salonundaydı". İKSV'nin Müzik Festivali'nin son konseriydi.



Amma korkuyorlar

Sanatçıların Canan Kaftancıoğlu’na destek için hazırladıkları açıklama şöyle başlıyordu: “25 yılın ardından İstanbul’un yönetimini kaybeden iktidar, dün nasıl Geziruhunu anlamaya yanaşmamışsa, bugün de 31 Mart ve 23 Haziran’da ortaya çıkan iradeyi analiz etmekten inatla uzak durmaktadır.



Kleptokrasi

Çeşit çeşit ülke yönetimi var: Demokrasi, monarşi, oligarşi, vs... Bu terminolojiye bir yenisi eklenmiş: “kleptokrasi...” Bizim ülkemizdeki bunlardan hiçbiri değil. Bizimki, daha önce açıklandığı ve bildiğiniz gibi “ileri demokrasi...” Bizim ülkemizdeki yönetim biçimiyle yakından uzaktan hiçbir ilgisi olmayan şu “kleptokrasi”yi biraz açmak istiyorum:



'Güzelim Dünya Elveda ve Merhaba Kâinat'

Gazeteciye kelepçe taktır; fotoğrafını dağıt, sonra çok ayıp oldu diye çok üzül... Kadın avukatın etek boyuna kafayı tak, sonra derhal gereği yapılacak de...



Gökyüzünden melekler inince...

Yaşadığım ülkede neyse ki mucizeler de gerçekleşiyor! Yoksa nasıl dayanırdık bunca hoyratlığa, bunca şiddete! Nasıl katlanırdık güç tutkunlarının, hırslarını ve açlığını doyurmak için bunca bedel ödemeye!



İSTANBUL'UN SEÇİMİ

Ben inanmıyordum. Bunca hoyratlık, bunca hukuksuzluk olmaz diyordum. Pamuk ipliğiyle tutunduğumuz demokratik ilkelere bunca karşı çıkmazlar diyordum... Millet iradesini böylesine yok sayamazlar diyordum. Yapamazlar, iptal edemezler diyordum...



31 Mart'tan bu yana...

31 Mart yerel seçimlerinden bu yana neler oldu diye özetlemeye kalkıştım, ama başaramadım. Uygar, çağdaş, demokratik, yasalara saygılı, adil ülkelerde bir yılda yaşananları bizler bir ayda yaşadık... O nedenle olayların dökümünü yapmaktansa, duyguların dökümünü yapmaya karar verdim...



Seçim... Karadelik... Ve bir İnek...

Ne biçim başlık bu demeyin... Bu yazının başlığı "Türkiye'nin tüm Zeynep Oral'ları Birleşin" de olabilirdi...



Görecek Günler Var Daha...

Bugün seçim var, seçim yasakları var... Kuytu ve emin sularda kalmak için kendimi kitaplara vuruyorum. Ne zamandır, elimden düşürmediğim, her fırsatta rastgele bir sayfasından yeniden başladığım dev bir albüm sözlük yayımlandı: Adı "Görecek Günler Var Daha" (Yoksa siz bu başlığı bugünkü seçimlerle ilgili mi sandınız? Asla!)... 



Hayatı Şiire taşımak...

Bugün  21 Mart. Dünya Şiir Günü...
Şiirin neredeyse lanetlendiği; inceliklerin  görmezden gelindiği,  sevginin şefkatin huzurun yok edildiği,  hoyratlığın yüceltildiği....
Haykırmaların, korkutmaların,  yalanların, baskıların, küfürlerin, tehditlerin,  "bedel ödeteceğim" rezilliklerinin egemen olduğu ... 



Adana'ya sanat yakışıyor

Şu an Türkiye'nin her yeri gibi Adana da 31 Mart seçimlerine bağlanmış durumda... Ama buradaki yarış birçok yerin aksine takım tutar gibi değil de insan odaklı, bundan önce yapılan bundan sonra yapılacak olanın ipucudur anlayışına endeksli...



Nazım Hikmet ve Kadınlar

Nâzım Hikmet Vakfı, Şişli?deki Nâzım Hikmet Kültür Sanat Merkezi?nde ?Nâzım?ı tanımak ve anlamak? söyleşileri düzenliyor. Önümüzdeki hafta (4 Mart?ta) sıra bende. ?Nâzım Hikmet ve Kadınlar? başlıklı bir söyleşi için hazırlanırken, Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerini yazmış olan şairin düz yazılarını yeniden okuma gereğini duydum. Okurken, okurken... Konuyla ilgili ve hem birbiriyle, hem kendi içinde çelişkili 3 yazısına rastladım.



2017 Tiyatro Festivali Onur Ödülleri Duygu Sağıroğlu ve Zeynep Oral!'a verildi
Youtube

Meslek Yarası

Meslek Yarası Zeynep Oral'ın sonu hüsranla biten aşkı...

Devam

Bu Cennet Bu Cehennem

Bu Cennet Bu Cehennem Bu Cennet Bu Cehennem' i bir solukta, severek ve yazarın şarkısına katılarak, insanımıza karşı duyduğu sevgiyi paylaşarak okuyacaksınız.

Devam

Katmandu'dan Meksika'ya

Katmandu'dan Meksika'ya Yazar, Katmandu'dan Yemen'e, Pakistan'dan İrlanda'ya, Altay Dağları'ndan Prag'a, Polonya'dan Meksika'ya yürek atışlarının peşinden giderken, ilgisini insana ve topluma yöneltiyor..

Devam

Uzakdoğu'm

Uzakdoğu'm Uzakdoğu'm, yazarın keşfetme ve öğrenme tutkusu, keskin gözlemciliği, ustalıklı ve şiirsel anlatımı, sıcak biçimiyle kanatlanan, düşünsel, düşsel ve görsel zenginliği olan bir yolculuk...

Devam
Zeynep Oral Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri